Sultan II. Mahmud’un tahta çıkışıyla birlikte bastırılan yeni sikkeler arasında yer alan ve resmî adıyla Hayriye Altını olarak bilinen Sandıklı Altını, halkın devlete verdiği desteğin simgesi olarak darbedildi. Üzerinde yer alan “Gazi Mahmud Han” ibaresi nedeniyle “Gazi Altını” adıyla da bilinen bu sikke, yalnızca bir ödeme aracı değil; vefa, bağlılık ve fedakârlığın altına kazınmış hâli oldu.
Tarihi kayıtlara göre Sandıklı halkı, savaş döneminde topladığı yardımları devlete teslim etmiş, bu örnek davranış karşılığında ilçe adına altın bastırıldı. Böylece Osmanlı tarihinde, adına altın basılan iki yerden biri İstanbul olurken, diğeri Sandıklı olarak kayıtlara geçti. Bu yönüyle Sandıklı Altını, Anadolu’da eşi benzeri olmayan bir tarihî miras niteliği taşıyor.
Çifte, tam ve yarım olmak üzere üç farklı ölçüde basılan Sandıklı Altını; tuğrası, yazıları ve darphane bilgileriyle klasik Osmanlı sikke sanatının da seçkin örnekleri arasında yer alıyor. Bugün tedavülde olmayan ve alım satımı izne tabi olan bu altınlar, antika değeri taşımasının yanı sıra, yüksek manevi anlamlarıyla da dikkat çekiyor. Birçok ailede çeyiz sandıklarında saklanan Sandıklı Altını, kuşaktan kuşağa aktarılan bir hatıra olarak yaşamaya devam ediyor.
Uzmanlar ve kültür dernekleri, Sandıklı Altını’nın yalnızca bir sikke değil, bir toplumsal hafıza unsuru olduğunu vurguluyor. Bu kapsamda, Sandıklı’nın tarihî ve kültürel mirasını görünür kılmak adına Sandıklı Altını’nın Darphane tarafından yeniden basılması ve “Sandıklı Altını Hatıra Pulu” çıkarılması, geçmişle gelecek arasında güçlü bir köprü kurulması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. >>>Haber Merkezi
