Karaaslan, saldırının münferit bir olay olmadığını belirterek, okullarda artan şiddet vakalarının uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Milli Eğitim Bakanlığı’nı kalıcı ve önleyici politikaları hayata geçirmemekle eleştiren Karaaslan, bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesinin güvenlik mekanizmalarındaki yetersizliği ortaya koyduğunu söyledi.

Açıklamada, sert ve kutuplaştırıcı dilin, eğitim emekçilerini hedef gösteren ve itibarsızlaştıran söylemlerin şiddet ortamını beslediği vurgulandı. Ayrıca pedagojik temelden yoksun uygulamaların, denetimsiz faaliyetlerin ve bilimsel niteliği gözetmeyen etkinliklerin okulları güvenli öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırdığı ifade edildi.

Sosyal politikaların zayıflığı ile rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerindeki yetersizliğin de tabloyu ağırlaştırdığına dikkat çekilen açıklamada, şu talepler sıralandı: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politikanın derhal hayata geçirilmesi, Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmesi, Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programlarının uygulanması, Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planının hazırlanması, Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak açık ve net bir tutum alınması.
Eğitim emekçileri, güvenli bir çalışma ortamının ayrıcalık değil temel bir hak olduğunu vurgulayarak, okullarda sağlıklı bir eğitim sürecinin ancak güvenli koşullarda mümkün olabileceğini belirtti. Eğitim Sen Afyonkarahisar Şubesi, öğretmenlerin ve öğrencilerin huzurlu ve güvenli bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceklerini açıkladı. >>>Mustafa BAYER

