Kenelerin sadece mikrop taşımakla kalmadığını, insan bünyesinde ete karşı ciddi alerjiler de geliştirebildiğini söyleyen Prof. Dr. Oytun Erbaş, yaygın olarak yapılan kimyasal ilaçlamaların kenelerde direnç oluşturduğunu ve insan sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. Doğadaki kene tehdidini bitirmek için yine doğanın kendi dengesinden faydalanılması gerektiğini belirten Erbaş, “Kenelerden kurtulmak için sülün en iyi çözüm olacaktır. Park ve bahçelerde sülünler, tavuklar, kazlar gezmeli. Doğaya ait çözümler yine doğal olmak zorunda” ifadelerini kullandı.
Kırım Kongo kabusu İstanbul kapılarına kadar dayanabilir
Kenelerin nisan ve ekim ayları arasında inanılmaz derecede aktifleştiğine dikkat çeken Erbaş, küresel ısınmanın da etkisiyle temmuz ve ağustos aylarında kene patlaması yaşanacağını ifade etti. Şu an İstanbul’daki kenelerde Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virüsü bulunmadığını ancak kene cinslerinin kendi aralarında çiftleşmesi yoluyla bu tehlikenin büyük şehirlere taşınabileceğini belirten Erbaş, “Çorum, Tokat, Sivas ve Erzurum’da gördüğümüz Kırım Kongo kabusu yarın bir gün İstanbul’a da gelebilir. Kene sadece bugünün değil yarının da sorunu olmaya devam edecek” dedi.
İstanbul genelindeki kenelerde şu an çok sinsi bir ilerleyiş gösteren “Lyme” bakterisinin bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Erbaş, bu hastalığın antibiyotik tedavilerine rağmen vücutta kronik halsizlik, yorgunluk ve ağır eklem rahatsızlıklarına yol açtığını söyledi. Vatandaşların yeşil alanlara ve pikniğe gitmeden önce mutlaka kene kovucu içeren özel kremler sürmesi gerektiğini belirten uzman isim; uzun çorap giyilmesi, açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi ve eve dönüşlerde kulak arkası, koltuk altı ile kasık bölgelerinin titizlikle kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizdi.>>>İHA
