Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tartışmalara son noktayı koydu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nin, partinin eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) gerçekleştirilecek olan haftalık olağan grup toplantısında kürsüye çıkacağını duyurması, siyaset kulislerini adeta yangın yerine çevirdi. Geçtiğimiz hafta grup toplantısını CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in yapmasının ardından baş gösteren yetki ve usul tartışmalarına en net ve üst düzey cevap, Finlandiya ve İsveç resmi ziyaretleri dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi'nin, partinin eski lideri Kemal

Mevzuat çok açık Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını önleyecek hiçbir yasal madde yok

Meclis çatısı altında kimin konuşup kimin konuşamayacağına dair kuralların yasalarla sabit olduğunu hatırlatan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, konuya ilişkin yasal çerçevenin netliğini şu sözlerle aktardı: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içerisindeki bu çelişkili durumu açıkçası üzülerek takip ediyorum. Ancak önümüzdeki yasal mevzuat o kadar açıktır ki, bir partinin genel başkanı kendi partisinin meclis grup toplantısında çıkıp hitap edebilir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun salı günü o kürsüden konuşma yapmasını hukuken önleyecek veya engelleyecek hiçbir yasal madde Meclis içtüzüğünde bulunmuyor. Dolayısıyla biz de Meclis Başkanlığı olarak hukuki mevzuata göre hareket etmek durumundayız.”

Tarihten Cindoruk örneğini verdi kimse Meclis Başkanlığını bu işe taraf yapmasın

Siyasi tarihten çok çarpıcı bir örnek vererek konuya hukuki bir ayna tutan Kurtulmuş, geçmişte Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) döneminde yaşanan benzer bir krizi hatırlattı: “Geçmişte merhum Murat Karayalçın SHP Genel Başkanı iken milletvekili değildi. O dönem meclis grubuyla yaşanan benzer bir usul tartışmasında, dönemin TBMM Başkanı rahmetli Hüsamettin Cindoruk çok net bir duruş sergileyerek ‘Meclis Başkanlığı bir partinin iç işlerine taraf olamaz’ demiş ve Karayalçın’ın grupta konuşma yapmasının önünü açmıştı. Bugün de durum tamamen aynıdır. Çok az sayıda da olsa bazı siyasi yorumcular ve gazeteciler, Meclis Başkanlığını bu kurumsal tartışmanın bir tarafı haline getirmeye çalışmasın. Bu meselenin yegane çözüm yeri Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi kurumsal kimliğidir.”

FETÖ duman gibidir 10 yıl geçmesine rağmen sinsi artıkları hala mevcut

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında dile getirdiği, “FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim ve koynumda beslediğim için özür dilerim” şeklindeki sarsıcı itirafı da sorulan Kurtulmuş, şahsi polemiklere girmeyeceğini belirterek örgütün yapısına dikkat çekti: “Hayatım boyunca başka bir siyasinin sözlerini yorumlamadım. Ancak bildiğim tek bir gerçek var; hain 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden bu sene tam 10 yıl geçmiş olacak. Buna rağmen FETÖ denilen bu sinsi yapının artıkları bazı köşe başlarında varlıklarını sinsi sinsi sürdürmeye, el altından örgütlenmeye yeltenebilirler. Çünkü bu yapı duman gibidir; yakaladığınızı sandığınız an avucunuzdan kaçar. Devletimiz büyük bir akılla bu hainlerle mücadelesini her alanda sürdürüyor.”

Terörsüz Türkiye için kritik eşik silahların denetlenebilir şekilde bırakılmasıdır

Gündemin bir diğer sıcak maddesi olan “Terörsüz Türkiye” süreci ve demokratikleşme adımlarına dair yürütülen mutabakat raporuna da değinen TBMM Başkanı Kurtulmuş, sürecin tıkandığı noktayı açıkça işaret etti: “Siyaset kurumu üzerine düşeni yaptı ve 7 aylık emeğin sonucunda dev bir rapor ortaya koydu. Bu tarihi raporun en kritik noktası, herkesin üzerinde ittifak ettiği ‘kritik eşik’ yani örgütün silahlarını tamamen bıraktığının, kendisini tasfiye ettiğinin güvenlik birimlerince ölçülebilir ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmasıdır. İmralı’nın bu yöndeki iradesine rağmen örgütün silah bırakma konusunda ciddi bir gecikme yaşattığını görüyoruz. Bölgesel şartlar ve Türkiye’deki olumlu atmosfer hazırken hayırlı işte acele etmek gerekir. Örgüt içindeki bazı gruplar bölgedeki istikrarsızlıklardan kendilerine yeni bir ümit devşirmeye çalışsa da bu çabalar suya düşmüştür. Esas mesele, zihinlerdeki silahı bırakarak hiçbir gencimizin dağa saptırılamayacağı demokratik bir ortamı kalıcı olarak tesis etmektir.”>>>HABER MERKEZİ