Yaklaşık 40 gün süren savaşın operasyonel verilerinin incelendiği raporda, yapay zekâ destekli sistemlerin hedef tespiti ve karar alma süreçlerini hızlandırdığı, elektromanyetik spektrum hâkimiyetinin ise modern hava gücünün en kritik unsurlarından biri haline geldiği ifade edildi.
HAVA SAVUNMASINDA YENİ DÖNEM
Raporda, “geçilemez hava savunma şemsiyesi” anlayışının geçerliliğini yitirdiğine dikkat çekildi. Düşük maliyetli kamikaze dronlar ve çoklu füze saldırılarının, gelişmiş hava savunma sistemlerini dahi kapasite ve maliyet baskısı altına alarak aşabildiği kaydedildi.
Modern hava savunmasının yalnızca füze ve radar sistemlerinden oluşmadığı belirtilen raporda, siber güvenlik, elektronik harp ve taarruzi kapasitenin bütünleşik bir savunma mimarisinin vazgeçilmez unsurları olduğu ifade edildi. Ayrıca pahalı önleyici füzelere alternatif olarak lazer ve yönlendirilmiş enerji silahlarının önem kazandığı vurgulandı.

KRİTİK ALTYAPILAR ÖNCELİKLİ HEDEF HALİNE GELDİ
Raporda enerji tesisleri, radar ağları, veri merkezleri ve lojistik hatların artık savaşlarda öncelikli hedefler arasında yer aldığı belirtildi. Karar verici kadrolara yönelik “dekapitasyon” operasyonlarının ise özellikle psikolojik etki oluşturmayı amaçladığı ifade edildi.
Yer altı üretim tesisleri ve güçlendirilmiş sığınakların önemini koruduğuna dikkat çekilen raporda, savaşma kapasitesinin sürdürülebilirliği açısından bu tür yapıların kritik rol oynadığı kaydedildi.
SAVUNMA SANAYİSİNDE “ÜÇ BOYUTLU DERİNLİK” VURGUSU
Raporda, savunma sanayisinde başarının yalnızca ileri teknolojiyle değil, aynı zamanda seri üretim kapasitesi, mühimmat sürdürülebilirliği ve yeterli stok seviyeleriyle mümkün olduğu belirtildi.
Mühimmat stoklarının hızla tükenebildiği modern savaş ortamında, düşük maliyetli ve yüksek üretim kapasiteli sistemlerin geliştirilmesinin stratejik zorunluluk haline geldiği ifade edildi.
TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER
Raporda Türkiye’nin savunma ve güvenlik politikalarına yönelik çeşitli öneriler de yer aldı. Buna göre, Çelik Kubbe projesinin dağıtık, yedekli ve otonom sistemlerle güçlendirilmesi gerektiği belirtilirken, asimetrik tehditlere karşı proaktif savunma anlayışının geliştirilmesi tavsiye edildi.
Bilişsel savaş ve dezenformasyon faaliyetlerine karşı toplumsal dayanıklılığın artırılması gerektiği vurgulanan raporda, siber güvenlik farkındalığının toplumun tüm kesimlerine yayılmasının önemine dikkat çekildi.
Raporda ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki kırılganlıkların küresel ticaret üzerindeki etkilerine işaret edilerek, Türkiye’nin öncülük ettiği Kalkınma Yolu ve Orta Koridor projelerinin alternatif lojistik ve ticaret güzergâhları olarak stratejik değer kazandığı ifade edildi. >>>Haber Merkezi
