Kalbin iktisadı ruh ve beden dengesidir
İlahiyat Fakültesi Kıraat Musiki Atölyesinde gerçekleştirilen etkinlikte Doç. Dr. Orhan Musahanlı, kalbin iktisadını “insanın ruhu ile bedeni arasında kurduğu denge” olarak tanımladı. Yahudiliğin daha çok zahiri kurallara, Hristiyanlığın ise batıni maneviyata odaklandığını belirten Musahanlı, İslam’ın ise bu iki alanı birleştirerek “en hayırlı ümmet” vasfını bu denge üzerine inşa ettiğini vurguladı.
Zühd hareketlerinden Sünni tasavvufa
İslam tarihinin ilerleyen dönemlerinde dünya nimetlerine yönelimin artmasıyla tepki olarak aşırı zühd hareketlerinin doğduğunu ifade eden Musahanlı, bu durumun dengeyi ruh lehine bozduğunu söyledi. Sünni tasavvufun teşekkülüyle birlikte bu dengenin yeniden kurulmasının hedeflendiğini belirten Musahanlı, hem dünyayı dışlamayan hem de maneviyatı ihmal etmeyen bir yolun benimsendiğini kaydetti.
Ahilik sadece bir esnaf örgütü değildir
Horasan merkezli tasavvuf anlayışının Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Ahilik teşkilatının temelini oluşturduğunu belirten Musahanlı, “Ahilik, yalnızca bir esnaf örgütü değil; aynı zamanda bir ahlak ve hayat nizamıdır” dedi. Türklerdeki “alperen” tipinin bu anlayışın bir sonucu olduğunu dile getiren Musahanlı, “Eli işte, gönlü Hak’ta” ilkesinin toplumsal huzurun anahtarı olduğunu ifade etti.
Batı’da dengeler maddi dünya lehine bozuldu
Batı dünyasında Aydınlanma süreciyle birlikte dengenin beden ve dünya lehine kaydığını savunan Musahanlı, bu yaklaşımın kapitalizmi beslediğini söyledi. Günümüzde ruh ve bedeni dengede tutabilmenin sadece İslam dünyası için değil, tüm insanlık için en önemli meselelerden biri haline geldiğini vurgulayan Doç. Dr. Orhan Musahanlı’nın sunumu, soru-cevap bölümüyle sona erdi.>>>HABER MERKEZİ
