Prof. Dr. Şehabettin Yiğitbaşı Kütüphanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen seminere, Cumhuriyet’e geçişin tanıklarından olan Tahrirat Kâtibi İbrahim Bilensoy’un torunu İbrahim Uğur Bilensoy, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Mustafa Akyüz ile öğretim elamanları ve öğrenciler katıldı. Kurtuluş Savaşı döneminde Afyonkarahisar’da görev yapan Tahrirat Kâtibi İbrahim Bilensoy’un torunu İbrahim Uğur Bilensoy, Büyük Taarruz sırasında Yunan birliklerince çıkarılan yangında dedesinin kütüphanesinin ekmek tekneleriyle alevlerin arasından nasıl kurtarıldığını anlattı. Bilensoy, 1866-1946 yılları arasında yaşayan dedesinin Milli Mücadele dönemine dair tanıklıklarını paylaştı. Türk ordusunun 27 Ağustos 1922’de şehre girdiği sırada Akmescit Mahallesi’ndeki evlerinin ateşe verildiğini belirten Bilensoy, “Dedem alevler arasında, ‘Benim her şeyim yansın, bırakın; ama kitaplarımı kurtarın!’ diye haykırmıştır. O gün aile fertlerinin gayretiyle, yedi çift kulplu ekmek teknesine doldurulan eserler alevlerin arasından çekip alınmıştır” dedi.
“321 ADET NADİR ESERİN DİJİTAL ORTAMA AKTARILDI”
AKÜ Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi ve Şuhut Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Halil Selçuk Biricik, Tahrirat Kâtibi İbrahim Bilensoy’un işgal döneminde yangından kurtardığı 321 nadir eserin dijital ortama aktarılarak araştırmacıların hizmetine sunulduğunu belirtti. Bilensoy ailesi tarafından AKÜ’ye bağışlanan koleksiyonun tasnif süreci ve akademik değeri hakkında bilgi veren Biricik, AKÜ’nün bu projeyle önemli bir adım attığını ifade etti. Biricik, 14 ay süren Yunan işgali ve büyük yangından kurtarılan eserlerin korunmasının önemine dikkat çekerek, “Bilensoy ailesi, asırlık bir mirası kütüphanemize bağışladı. Kurduğumuz ekiple 321 eserin tasnifini tamamladık ve şu an yüzde 80’ini dijital ortamda tam metin olarak erişime açtık. Bu koleksiyonda 1850 sonrası yayımlanan nadir dergiler, dini eserler, matematik kitapları ve Afyonkarahisar’ın ruhuna uygun çok kıymetli Mevlevilik kaynakları bulunuyor” diye konuştu.
“DEVLETİN HAFIZASI GÖREVİNİ ÜSTLENDİ”
İbrahim Bilensoy’un mesleki kimliği üzerine de değerlendirmelerde bulunan Biricik, tahrirat kâtipliğinin o dönemde kritik önemi olduğunu kaydetti. Biricik, “Tahrirat kâtipleri, bugünün yazı işleri müdürleri gibi düşünülebilir; ancak o dönemde bu göreve gelmek için çok yüksek bir dil bilgisi ve eğitim gerekirdi. İbrahim Efendi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde devletin yazışmalarını tutan, sistemli ve disiplinli bir bürokrat olarak ‘devletin hafızası’ görevini üstlenmiştir” dedi.
Seminerde sunum eşliğinde tanıtılan koleksiyonda, İbrahim Bilensoy’un kitap kenarlarına düştüğü el yazısı notlar ve 140 yıl öncesine ait süreli yayınlar katılımcıların ilgisine sunuldu. İncelenen eserler arasında; Servet-i Fünun, Sırat-ı Müstakim, Resimli Gazete ve Beyan-ül Hak gibi dönemin entelektüel dünyasını yansıtan yayınlar, Bursa’da basılan Nilüfer dergisindeki “40 Dilber” (40 Hadis) bölümü ve hayatın içinden hikmetli sözler, patentli “Bilensoy Yoncası”nın mucidi Ziraat Yüksek Mühendisi Mehmet Celalettin Bilensoy ve Ressam Mustafa Kemal Bilensoy gibi aile üyelerinin başarılarına dair izler dikkat çekti. >>>Haber Merkezi

