6 Şubat depremlerinin hemen ardından 11 ilde incelemelerde bulunduklarını belirten Tiryakioğlu, sahadaki yıkımın en büyük sebebinin mühendislik hizmeti yeterince alınmamış binalar olduğunu ifade etti. Yeni binalarda görülen hasarların ise yanlış yer seçimi ve zemin hatalarından kaynaklandığını bilimsel verilerle ortaya koyduklarını dile getirdi.
“Mikrobölgeleme yetmez, binalar taranmalı”
Yerel yönetimlerin yürüttüğü mikrobölgeleme çalışmalarının yeni yapılar için yol gösterici olduğunu ancak mevcut tehlikeyi tam olarak kapsamadığını belirten Tiryakioğlu, şu kritik uyarıyı yaptı:
“Belediyelerin yapması gereken en önemli şey, mevcut yapı stokunu güncellemektir. Yeni yönetmeliklere göre hızlı tarama yöntemleriyle binaların deprem performansı belirlenmeli ve riskli alanlar önceliklendirilmelidir.”

Afyon çevresindeki faylar 6,5 büyüklüğünde deprem üretebilir
Afyonkarahisar çevresindeki aktif fay hattı hareketliliğine dair matematiksel ve jeofizik verileri paylaşan Prof. Dr. Tiryakioğlu, bölgedeki bazı fayların 6 ile 6,5 büyüklüğünde deprem üretebilecek enerji birikimine sahip olduğunu açıkladı. 2002 Sultandağı depremi sonrası faylar arası stres aktarımının devam ettiğini hatırlatan uzman, riskin il genelinde bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Kentsel dönüşümde bilimsel gerekçe dönemi
Kentsel dönüşüm projelerinin artık sadece “yenileme” mantığıyla değil, bilimsel gerekçelerle yapılması gerektiğini belirten Tiryakioğlu, Bakanlığın artık gerekçeli raporlar istediğini söyledi. Bir fay kırıldığında hangi binaların yıkılacağının önceden modellenmesinin, kentsel dönüşümde öncelikli bölgelerin belirlenmesi için şart olduğunu vurguladı.
