Türkiye’de yatırım denince artık sadece pazar büyüklüğü ya da iş gücü maliyeti konuşulmuyor. Masanın en kritik başlıklarından biri de endüstri bölgelerinde sunulan vergi teşvikleri. Çünkü devlet, üretimi belli alanlarda yoğunlaştırmak ve sanayiciyi cesaretlendirmek için ciddi bir “vergi kalkanı” sunuyor. Peki bu kalkan tam olarak neleri kapsıyor?
-Kurumlar Vergisi: Devlet, Kâra Ortak Olmamayı Seçiyor
Endüstri bölgelerinin yatırımcıya sunduğu en cazip avantajlardan biri kurumlar vergisi indirimi. Normal şartlarda elde edilen kâr üzerinden ödenen bu vergi, teşvik kapsamında ya ciddi oranda düşüyor ya da belli bir süre tamamen erteleniyor. Bu ne anlama geliyor? Şirket, kazandığı parayı vergiye değil; makineye, teknolojiye, Ar-Ge’ye harcayabiliyor. Yani devlet, “önce büyü, sonra vergi konuşuruz” diyor.
-Katma Değer Vergisi (KDV): Yatırımın Önündeki Görünmez Engel Kalkıyor
Yatırım aşamasında en çok can yakan kalemlerden biri KDV’dir. Makine alırsınız, teçhizat getirirsiniz, ithalat yaparsınız… Hepsi KDV. Endüstri bölgelerinde ise KDV istisnası veya KDV iadesi devreye girer. Yani yatırımcı, üretime başlamadan cebinden ciddi bir nakit çıkışı yapmak zorunda kalmaz. Bu da özellikle büyük ölçekli yatırımlar için hayati bir rahatlama sağlar.
-Gelir Vergisi: Çalışanı Destekleyen Teşvik
Teşviklerin sadece şirkete değil, istihdama da dokunması tesadüf değil. Endüstri bölgelerinde uygulanan gelir vergisi stopaj teşvikleri, çalışanlar üzerinden hesaplanan verginin tamamının ya da bir kısmının alınmaması anlamına gelir. Sonuç? İşveren için daha düşük maliyet, çalışan için daha sürdürülebilir istihdam. Devlet burada açıkça şunu söylüyor: “Üreten kadar çalışanı da önemsiyorum.”
-SGK Teşvikleri: İstihdamın Sessiz Kahramanı
Belki de en az konuşulan ama en çok hissedilen teşvik SGK prim destekleri. İşverenin ödemesi gereken sigorta primlerinin belirli bir süre devlet tarafından karşılanması, özellikle emek yoğun sektörlerde oyunun kurallarını değiştirir. Bu destek, yeni personel alımını teşvik ederken kayıt dışılığı da azaltır. Yani hem ekonomi kazanır hem sosyal güvenlik sistemi.
Son Söz: Teşvik Bir Lütuf Değil, Strateji
Endüstri bölgelerinde sunulan bu vergi ve prim teşvikleri çoğu zaman “ayrıcalık” gibi algılansa da aslında bir kalkınma stratejisinin parçası. Devlet, yatırımı doğru yere çekiyor; yatırımcı ise daha öngörülebilir, daha güvenli bir zeminde üretim yapıyor. Kazanan kim mi? Üretim, istihdam ve nihayetinde ülke ekonomisi.
