Afyonkarahisar denildiğinde akla ilk gelen kavram kuşkusuz termal turizm oluyor. Şifa veren suları, köklü kaplıca kültürü ve güçlü konaklama altyapısıyla şehir, Türkiye’nin en önemli sağlık ve termal turizm merkezlerinden biri konumunda. Ancak artık açıkça görülüyor ki Afyonkarahisar’ın turizm potansiyeli yalnızca termal kaynaklarla sınırlı değildir. Doğru planlanan etkinlikler ve güçlü organizasyonlarla bu şehir, 12 ay yaşayan bir turizm destinasyonuna dönüşebilir.
Son yıllarda düzenlenen Gastronomi Festivali, Afyonkarahisar’ın zengin mutfak kültürünü Türkiye’ye ve dünyaya tanıtma açısından önemli bir rol üstleniyor. Afyon sucuğu, kaymağı, lokumu ve yöresel mutfağı artık sadece bir lezzet değil; aynı zamanda turizm hareketini besleyen güçlü bir değer haline geliyor.
Bunun yanında MXP Motofest, gençlerin ve farklı şehirlerden gelen binlerce ziyaretçinin Afyonkarahisar’da buluştuğu önemli bir organizasyon olarak dikkat çekiyor. Müzik, spor ve festival atmosferiyle şehir; yalnızca termal turizmin değil, aynı zamanda genç ve dinamik turizm hareketinin de merkezi olabileceğini gösteriyor.
Sanayi ve ticaret açısından büyük öneme sahip olan Blok Mermer Fuarı ise Afyonkarahisar’ın dünya mermer sektöründeki güçlü konumunu ortaya koyuyor. Bu fuar yalnızca ticari bir organizasyon değil; aynı zamanda uluslararası iş dünyasını şehre çeken önemli bir platform niteliği taşıyor.
Kültür ve sanat tarafında şehirde gerçekleştirilen klasik müzik ve caz festivalleri, Afyonkarahisar’ın turizm kimliğine farklı bir kültürel derinlik kazandırıyor. Tarih ve sanatın iç içe geçtiği bu etkinlikler, şehrin yalnızca konaklanan değil aynı zamanda yaşanan bir kültür şehri olmasına katkı sunuyor.
Ancak Afyonkarahisar’ın turizm çeşitliliğini daha da güçlendirecek bazı etkinliklerin yeniden hayat bulması gerekiyor. Bunlardan biri, geçmişte Dinar’da düzenlenen Marsyas Müzik Festivalidir. Dinar’ın suyla ve mitolojik hikâyelerle özdeşleşen Marsyas efsanesini taşıyan bu festival, doğru planlama ile yeniden canlandırıldığında yalnızca bir müzik etkinliği değil, aynı zamanda güçlü bir kültür ve turizm markasına dönüşebilir.
Bunun yanında Afyonkarahisar’ın termal kimliğini daha özgün bir şekilde tanıtacak Termal Çamur Festivali gibi yeni etkinlikler de turizm çeşitliliğini zenginleştirebilir. Dünyanın birçok termal bölgesinde büyük ilgi gören bu tür festivaller, şehrin doğal şifa kaynaklarını deneyim turizmiyle buluşturabilecek önemli bir fırsat sunmaktadır.
Kış aylarında ise Akdağ Kış Festivali, doğa ve spor turizmi açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Kar, doğa ve termalin birleştiği bu eşsiz atmosfer; “gündüz Akdağ’da kar, akşam termalde şifa” anlayışıyla Afyonkarahisar’a farklı bir turizm kimliği kazandırabilir.
Frigya Vadisi’nin büyüleyici atmosferi ise Afyonkarahisar turizmi için ayrı bir kapı aralamaktadır. Bu bölgenin tanıtımını güçlendirmek adına düzenlenebilecek Frigya Gençlik ve Doğa Festivali, yürüyüş rotaları, bisiklet parkurları, kamp etkinlikleri ve müzik organizasyonlarıyla hem gençleri hem de doğa tutkunlarını bölgeye çekebilir. Böyle bir etkinlik, Frigya’nın tarihini ve doğal zenginliğini yeni nesille buluşturacak önemli bir adım olabilir.
Afyonkarahisar’ın sahip olduğu en güçlü değerlerden biri de tarihidir. Bu topraklar yalnızca bir şehir değil, Anadolu’nun kaderinin yazıldığı bir coğrafyadır. Miryokefalon’dan Kocatepe’ye uzanan hat, Anadolu’nun tapusunun alındığı ve zaferin kazanıldığı toprakların hikâyesini taşımaktadır.
Bu tarihsel mirası turizmle buluşturacak Kocatepe – Miryokefalon Zafer Yolu, yürüyüş ve bisiklet rotalarıyla planlanabilir. Böyle bir organizasyon yalnızca bir spor etkinliği değil; aynı zamanda tarih, kültür ve turizmin birleştiği güçlü bir anlatı olabilir. Anadolu’nun tapusunun alındığı topraklardan zaferin kazanıldığı topraklara uzanan bu rota, Zafer Festivali adıyla ulusal ve uluslararası katılıma açık büyük bir organizasyona dönüşebilir.
Burada önemli olan bir başka konu ise festivallerin yalnızca il merkezinde değil, ait oldukları ilçelerde ve coğrafyalarda yapılmasıdır. Dinar’daki Marsyas Festivali Dinar’da, Akdağ Kış Festivali Akdağ’da, Frigya etkinlikleri Frigya Vadisi’nde yapılmalıdır. Çünkü bir festival, ait olduğu yerin ruhuyla anlam kazanır.
Bunun yanında bu festivallerin tek bir turizm takvimi içinde planlanması ve yılın farklı dönemlerine yayılması gerekir. Böylece Afyonkarahisar’da turizm hareketliliği yalnızca birkaç ay değil, 12 ay boyunca devam eden bir dinamizme dönüşebilir.
En kritik konu ise sürdürülebilirliktir. Bu organizasyonların yalnızca yerel girişimlerle değil; Valilik ve Kültür Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, yerel yönetimlerin destek verdiği güçlü bir yapı ile yürütülmesi gerekir. Festival kültürü, günü kurtaran etkinliklerle değil; uzun vadeli planlama ile büyür.
Bugüne kadar Afyonkarahisar’da düzenlenen festivallerin çok azı yerelden çıkıp ulusal ölçekte güçlü bir marka haline gelebilmiştir. Bunun en önemli nedeni ise kurumsal devamlılığın sağlanamamasıdır. Her yeni idari yapı değişimleri ile birlikte konular yeniden konuşulur, aynı fikirler tekrar edilir; ancak çoğu zaman kalıcı bir yol alınamaz.
Ne yazık ki yaklaşık her 3–4 yılda bir yaşanan idari değişimlerle birlikte turizm vizyonu da adeta başa sarıyor. Daha yol alınmaya başlamadan yeni bir süreç başlıyor, yeni toplantılar yapılıyor, aynı konular yeniden gündeme geliyor. Kurumsal hafıza çoğu zaman o toplantı masalarında kalıyor ve süreçler yeniden sil baştan planlanıyor.
Bu durum yalnızca zaman kaybına değil, aynı zamanda turizmde süreklilik ve güven kaybına da yol açıyor. Oysa turizm; uzun vadeli vizyon, kararlılık ve kurumsal devamlılık isteyen bir alandır.
Belki de artık Afyonkarahisar turizmi için en önemli ihtiyaçlardan biri; güçlü, kalıcı ve sürekliliği olan bir turizm sekreterya yapısının oluşturulmasıdır. Bu yapı; festivallerin takvimini belirleyen, kurumlar arası koordinasyonu sağlayan, planlanan projelerin takipçisi olan ve kurumsal hafızayı koruyan bir merkez olmalıdır.
Böyle bir yapı sayesinde her değişimde yeniden başlamak yerine, önceden belirlenmiş bir turizm planı ve festival takvimi üzerinden ilerleyen bir sistem kurulabilir.
Oysa turizm; siyaset üstü bir vizyonla, birlik ve beraberlik anlayışıyla ele alınması gereken bir alandır. Bu şehirde turizmin gelişmesi; yalnızca bir kurumun değil, tüm aktörlerin ortak hedefi olmalıdır.
Artık konuşma değil, eyleme geçme zamanıdır.
Frigya’nın mistik atmosferi, Anadolu’nun kadim tarihi, Marsyas’ın efsanesi, Akdağ’ın doğası ve termalin şifası birleştiğinde Afyonkarahisar yalnızca geçilen bir şehir olmaktan çıkıp kalınan, yaşanan ve tekrar gelinen bir şehir haline gelebilir.
İşte o zaman Afyonkarahisar yalnızca termal turizmiyle değil; gastronomisi, festivalleri, sanatı, tarihi ve doğasıyla ekonomisi canlanan, istihdamı artan ve marka değeri yükselen güçlü bir turizm kenti olacaktır.
Çünkü bazen bir şehrin kaderi, sahip olduğu zenginlikleri bir araya getirip ortak bir hikâye anlatabilmesinde saklıdır. Afyonkarahisar’ın hikâyesi ise doğru anlatıldığında Anadolu’nun en güçlü turizm hikâyelerinden biri olmaya adaydır.
Ahmet Yılmaz Yavuz

YORUMLAR