Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Öznur Kırman
Öznur Kırman

“HEDEF 03” Toplumsal Dönüşümün Kodları

Sevgili Okurlarım,

Bu yazım sadece bir bayram kutlaması  değil, aynı zamanda gerçeklerimizle yüzleşme yazısıdır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na sayılı günler kala, bayraklarla süslü balkonların ardında saklanan o büyük sessizliğe ve çığlığa bakmanın vakti geldi. Atatürk’ün geleceğin mimarları olarak emanet ettiği çocuklarımız, bugün kendi ellerimizle inşa ettiğimiz bir şiddet sarmalının içinde adete “yok edilmek isteniyor”.

Biz, çocuklarımızı akademik başarı adı altında “yarış atı”na çevirirken; vicdanı, merhameti ve insanlığı onların eğitim müfredatından sildik. Çocuklarımızı sanal dünyanın karanlık  odalarına “dijital bakıcı” niyetine terk ettik. Bugün okulda akranına şiddet uygulayan, öğretmeni itibarsızlaştıran, yaşlıya, engelliye, hayvana ve doğaya tahammülü kalmayan bir neslin sorumlusu o çocuklar değil; biziz!

Okullarda akranına acımasızca davranan, öğretmenini aşağılayan, en ufak sorunda şiddete başvuran bir nesil gökten zembille inmedi. Bu, anne-babalık görevini “çocuğun karnını doyurup eline telefon tutuşturmak” sananların hasadıdır.

 Artık dürüst olalım: Herkes çocuk yapabilir ama herkes “ebeveyn” olamaz!

 Anne ve baba olmak, bir biyolojik tesadüfün ötesinde; zihinsel, ruhsal ve ahlaki bir ehliyet gerektirir. Devletimiz, nasıl ki bir araç kullanmak için ehliyet şartı koşuyorsa; bir insan yetiştirmek, bir geleceği şekillendirmek için de “Ebeveynlik Ehliyeti”nin temellerini atmalıdır. Onun için diyorum ki:

​ “Anne-Baba Olma Ehliyeti”  ni Tartışmanın Vakti Geldi

​ Artık acı gerçeği masaya yatıralım: Anne ve baba olmak, sadece biyolojik bir süreç değildir. Bir nesil yetiştirmek, bir devlet kurmaktan daha ağır bir sorumluluktur.

​  Önleyici müdahale istiyoruz; peki, anne-baba olma ehliyetini sorguladık mı? Fiziksel ve ruhsal sağlığı yerinde olmayan, kendi içindeki öfkeyle baş edemeyen, komşuluk ilişkilerini, akrabalık değerlerini, toplumsal nezaketi tüketmiş bireylerin; çocuk yetiştirme ehliyeti var mıdır? Bir çocuğun dünyaya gelmesi, sağlıklı bir “yeni dünya” kurulması için; evlilik öncesi bilinç, ruh sağlığı ve ebeveynlik hazırlığı bir zorunluluk hale gelmelidir. Devletimiz ve sivil toplum, artık sadece “çocuğu korumakla” değil; “ebeveyni eğitmekle” yükümlüdür.

​  Bu krizden çıkışın yolu, “Pozitif Dönüşüm Hareketi” çatısı altında birleşen “Hedef03” kodlarıdır. Bu bir şehir kodu değil, bir ulusal kurtuluş reçetesidir

Peki Neler Yapılmalı?

Aile Temelinde – Hedef 03

 Anne-baba olma ehliyeti: Çocuk sahibi olmadan önce ruhsal, fiziksel ve vicdani hazırlık yapılmalı.

Dijital temizlik: Çocuklarımıza telefonu “oyuncak” değil, “araç” olarak konumlandırmalıyız.

Duygusal zeka: Çocuğun akademik notundan önce, vicdani karnesine odaklanmalıyız.

 

​   Üç Sütunda Yapmamız Gerekenleri Açıklayalım:

Çocuk Yetiştirirken: Onları “başarı” putuna kurban etmeyelim. Onlara “insan” olmayı, hayvana, doğaya ve yaşlıya hürmeti öğretelim.

 

​  Eğitim Sürecinde: Öğretmeni itibarsızlaştıran her hareket, çocuğunuzun geleceğine sıkılan bir kurşundur. Okul-aile iş birliğini “müşteri” ilişkisinden çıkarıp “gelecek oluşturmaya” taşıyalım.

Toplum Yaşamında:  Komşuluk, akrabalık ve toplumsal duyarlılık. Sokakta şiddet gören birine gözünü çeviren bir toplumun, çocuklarının şiddetsiz büyümesini beklemeye hakkı yoktur.

​            Sanal Ölüm Çemberinden Gerçek Hayata

​  Dijital oyunlarda “görev” sanılan şiddet, sokakta kanlı bir gerçeğe dönüşüyor. Çocuğunuza telefon verip onu dünyanın en tehlikeli terör yuvalarına emanet ediyorsunuz. Ağaç yaşken eğilir. Eğer çocuğunuza toprağı, canlıyı, nezaketi göstermezseniz; o ekranın arkasındaki “sanal tetikçiliğe” alışacaktır.

​ Bugün, bu “Pozitif Dönüşüm Hareketi” ile devletimize de çağrımızdır:

Çocuklarımızı korumak için topyekün bir sağlık ve eğitim seferberliği şarttır. Sevgi yoksunu büyüyen, ruh sağlığı bozuk, dijital şiddetle zehirlenmiş her çocuk, toplumumuzun kaybedilmiş bir parçasıdır.

        Devlet , Aile ve Okul El Ele

  Bu bir eleştiri değil, bir çağrıdır. Devletimiz, çocuk istismarına ve şiddetine karşı yasaları sertleştirmeli; ancak çözüm, yasalardan önce “ailenin özelinde” yatar. Anne-baba, öğretmeni düşman değil, çocuğunun geleceğini inşa eden bir mimar olarak görmelidir. Velinin, öğretmeni itibarsızlaştırdığı her an; çocuğun gelecekteki “otoriteye saygı” bilinci yok edilmektedir.

​  Son Söz Olarak ta “Çuvaldızı Önce Kendimize Batıralım”

Gelin çocuklarımıza , 23 Nisan’da hediye almayın; onlara “örnek alınacak bir ebeveyn” hediye edin. Kendi öfkenizi, bencilliğinizi ve değerlerimizi yok sayan tavrınızı “0” layın. Gelecekte verdiğiniz bu kararın ne kadar isabetli olduğunu göreceksiniz.

​ Gelecek, akademik başarıyla değil; sadece ve sadece vicdanla kurtulacaktır. Eğer bizler anne-babalık ehliyetimizi vicdanımızla tescillemezsek, çocuklarımız bu dijital(sanal) enkazın altında kalmaya mahkum olacaktır.

***

Ulusumuzun varoluşu, geleceğimizin mimarı olan çocuklarımızın temelini ne kadar sağlam inşa edersek , geleceğimiz güvende olur.

 

Yarın geç olmadan, bugün aynaya bakalım. Hedef 03’ü;

 Türkiye’nin huzur ve güven kodu olarak görelim.

 

Çocuklarınızı, Sevgi ve Eğitimle Sarın!

Hayatı Engelsiz Sayın!

 

​#Hedef03

 #PozitifDönüşümHareketi

#EbeveynlikEhliyeti

#ÇocuklarımızaSahipÇıkalım

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER