Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Öznur Kırman
Öznur Kırman

GÖRDÜĞÜMÜZÜN ÖTESİNDE BİR HAZİRAN

Farkındalığın Yaz Dönümü!

 Değerli Okurlarım;

​  Haziran kapıyı çaldığında, çoğumuzun zihninde canlanan resim az çok bellidir:

Gökyüzünün en cömert maviliği, içimizi ısıtan sıcak günler, doğanın canlanışı, okulların kapanmasıyla birlikte  yapılan tatil planları…

Ancak takvim yapraklarını sadece mevsimsel bir döngü, sıradan bir zaman dilimi olarak görmekten sıyrılıp, ona toplumsal vicdanın, maneviyatın ve empatinin pencerelerinden baktığımızda, Haziran ayının bambaşka bir derinliğe büründüğünü görürüz. Bu ay, aslında insanlığımızın, merhametimizin ve birbirimize olan manevi bağlarımızın test edildiği, sesini duyuramayanların sesi olmamız için bize uzatılan evrensel bir farkındalık aynasıdır.

​  Gördüğümüzün ötesine geçip zamana kalbimizle yaklaştığımızda, Haziran’ın her bir gününün, insanlığın ortak hafızasına ve vicdanına yazılmış derin birer mektup olduğunu anlarız.

​  Umudun İlmek İlmek Örüldüğü Hayatlar

​ Haziran ayı, adeta hayatın en zorlu virajlarında insan iradesinin ve yaşama sevincinin nasıl bir mucizeye dönüşebileceğini hatırlatarak başlar.

 “Ulusal Kanser Sağkalanları  Günü”, bu mücadelenin en somut örneğidir. Kanser teşhisiyle yüzleşmiş, o ağır tedavi süreçlerinin karanlık dehlizlerinden geçerek hayata yeniden tutunmuş ya da şu an o koridorda yürüyen canlarımızın azmini selamlama günüdür bu. Onlar, sadece tıbbi bir sürecin özneleri değil; sabrın, tevekkülün ve her şeye rağmen yaşama sarılmanın yaşayan anıtlarıdır. Onların gözlerindeki o ışığı fark etmek, hikayelerine omuz vermek ve “yalnız değilsiniz” diyebilmek, modern dünyanın unuttuğu en büyük insani sorumluluğumuzdur.

***

​ Hemen ardından gelen 1-7 Haziran İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası ise, ilk bakışta sadece tıbbi bir konu gibi görünse de, aslında nesillerimizin sağlığına, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın zihinsel ve bedensel gelişimine verilen değerin bir göstergesidir. Maneviyat, sadece soyut kavramlarda değil; bir çocuğun sağlıklı büyümesi için gereken en küçük bir ayrıntıyı bile dert edinmekte, yani koruyucu bir merhamette gizlidir.

Çocuklarımızın Çalınan Düşleri ve İnsanlığın Ağır Sınavı

Takvimler 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü’nü gösterdiğinde ise, insanlığın yüzleşmesi gereken en ağır, en yaralı aynayla karşı karşıya kalırız. Parklarda neşeyle koşması, akranlarıyla masalları paylaşması, kalemiyle ve defteriyle kendi geleceğini inşa etmesi gereken çocukların, küçücük ellerine haksız ve ağır yüklerin verildiği gerçeği, hepimizin yüreğinde sızlaması gereken bir yaradır.

​ Bir çocuğun çocukluğunu elinden almak, sadece onun dünyasını değil, insanlığın geleceğini karartmaktır. Onlar, bu dünyaya erkenden büyümek, hayatın acımasız dişlileri arasında ezilmek için gelmediler. Onlar, toplumun en saf, en masum ve en kutsal emanetleridir. Bu özel gün, sadece bir anma günü değil; o minik ellerin haksızca ağır yükler altında ezilmesine karşı topyekûn bir vicdan hareketidir. Bir çocuğun tebessümünü kurtarmak, dünyayı kurtarmakla eşdeğerdir.

Damarlardaki Yaşamdan Hayat Köprülerine

​ Ayın ortasına doğru ilerlerken, insanı “insan” yapan en saf, en karşılıksız iyilik hareketlerinden birinin huzuruna varırız:

 14 Haziran Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü. Hiç tanımadığınız, adını bile bilmediğiniz, belki de hiç karşılaşmayacağınız bir insanın hayatına dokunmak; damarlarınızdaki o hayati sıvıyı bir başkasının yaşama tutunması için karşılıksızca sunmak… İşte bu, maneviyatın ve toplumsal dayanışmanın zirvesidir. Kan bağışı, sadece biyolojik bir takviye değil, insandan insana uzanan görünmez bir can köprüsü, sevginin en somut halidir.

***

​  Bu dayanışma ruhu, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde bizi daha geniş bir empati çemberine davet eder. Evini, barkını, çocukluğunun geçtiği sokakları, anılarını ve sevdiklerini bir gecede geride bırakıp belirsizliğe doğru yola çıkmak zorunda kalan milyonlarca insanın trajedisini anlamaktır bu günün özü. Merhamet ve insanlık, pasaportlara veya sınırlara sığmaz. Başını sokacak güvenli bir yuva arayan, evlatlarının canını kurtarmaya çalışan her bir insanın onurunu korumak, küresel vicdanın en büyük sınavıdır.

​  Sözün Özü: Gönül Gözüyle Görmek

​ Değerli okurlarım, Haziran ayı bize çok net bir hakikati fısıldıyor: Hayat sadece kendi konfor alanlarımızdan, kendi küçük dünyalarımızdan ve günlük telaşlarımızdan ibaret değil. Bizler; bir kanser savaşçısının direnme gücünde, bir çocuğun gözündeki hüzünde, bir kan bağışçısının şefkatinde ve bir mültecinin umudunda birbirimize görünmez, kalbi bağlarla bağlıyız.

​ Bu Haziran’da pencerelerimizi sadece yaza ve güneşe değil; insani değerlerimize, maneviyatımıza ve birbirimize açalım. Gönül gözümüzü karartmadan, hayatın zorlu yollarında yürüyen hiç kimseyi geride bırakmayacak bir duyarlılıkla hareket edelim.

​  Çünkü hayat, ancak birbirimizin elinden tuttuğumuzda, acıyı paylaşıp sevgiyi çoğalttığımızda ve her şeye “farkındalıkla” baktığımızda gerçekten yaşanmaya değer kılınır.

 Haziranı İyi Tanıyın

Hayatı Engelsiz Sayın

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER