Gökyüzü kapalı, hava gel geç duruyor.
Hafiften esen rüzgar iliklerimize kadar ulaşıyor
Siz çocuklar için binlerce yürek çarpıyor evrende. Amaç özgürlüklerin çoğalması…
Binlerce yürek yıldızlar gibi.
Evet o acılara karşı direnen çocuklar…
Hüzün yolculuğuna çıkmış çocuklar…
Gözleri ışıl ışıl çocuklar
Savaşlarla ölümlerde darmadağın olmuş çocuklar…
Bir hayatın içinde, çiçeklenmiş bir evrende, yoksulluğun tam orta yerinde nefes alan çocuklar…
Siz çocuklara bir asır önce Mustafa Kemal Atatürk inanmış güvenmiş ve bir bayram hediye etmiş, yetmemiş cumhuriyeti kurmuş.
Demiş ki:
“Gençler yükselen nesil sizin eseriniz olacaktır.”
Biz bu emanete yeterince sahip çıkamadık.
Anlayamadık…
Algılayamadık…
Ne yazık ki, sizlere barut kan ve gözyaşı dolu bir dünya teslim ediyoruz..
İLLAKİ CUMHURİYET
İLLAKİ DEMOKRASİ
İLLAKİ HALK İRADESİ
Bugün 23 Nisan…
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…
Senin bayramın kutlu ola….
Ve Ulusal Egemenliğin ilan edildiği gün.
O günlere bakalım…
Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk kez 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplandı.
Mustafa Kemal, ilk kez “Kurucu Meclis” sözünü kullanıp, yeni bir devletin doğuşunu onaylattı.
Cumhuriyetin kuruluş felsefesinde din, dil, ırk, mezhep, inanç ayrımcılığı ve şovenizm yoktur.
1961 Anayasası’nın gerekçesinde ise “egemenlik” ile “iktidar” arasındaki ayrım yapıldı ve denildi ki, “Ulusal egemenlik millet varlığının bir iradesidir.”
Siyasal iktidara ise “Anayasada yazılı şartlar, hükümet edenlerin, belli organlar tarafından kullanılan yetkileridir.
Bu yetkiler devletin idaresini sağlamak için emirler ve yasaklar koyma ve bunlara bağlı kalma araçlarını kapsar” demiştir.
Yani milletin egemenliğe kayıtsız şartsız sahip olmasına karşılık, siyasal iktidar, hükümet edenlerin malı olmadığı gibi kullanılması da birtakım kayıt ve yasalarla sınırlı olduğunun altını çizer.
Daha açıkçası egemenlik bölünemez… İktidarda ise bölünmüşlük vardır.
Etrafımızda yaşanan gelişmelere baktığımızda emperyalizmin o acımasız saldırıyla
kan gözyaşı hüküm sürdüğü insanların çocukların katledildiği ortamda ayakta kalmanın tek yolu var:
Cumhuriyet ilkelerine dört elle sarılmak ve daha daha fazla demokrasi…
Mutlu bayramlar…
Aydınlık yarınlar…

YORUMLAR