Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Şener Şen: Badi Ekrem’den Eşkıya’ya uzanan efsanevi kariyer

Türk sinema ve tiyatrosunun en önemli, saygıdeğer aktörlerinden biri olan usta sanatçı Şener Şen, canlandırdığı her karaktere kattığı derinlik, samimiyet ve unutulmaz repliklerle Türk halkının gönlünde bambaşka bir yer edindi. Sanat hayatına atılmadan önce bir süre Muş’un bir köyünde idealist bir öğretmen olarak görev yapan, ardından İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda sahneye çıkarak oyunculuk kariyerine profesyonel adım atan Şen, sinemada yan rollerden zirveye uzanan muazzam bir başarı öyküsüne imza attı. Kendisi gibi usta bir karakter oyuncusu olan babası Ali Şen’in izinden giden sanatçı, projelerindeki seçiciliğiyle sinemamızın yaşayan en büyük efsanelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Türk sinema ve tiyatrosunun en önemli, saygıdeğer aktörlerinden biri olan

Kariyerindeki büyük dönüm noktası usta yönetmen Ertem Eğilmez ile tanışması oldu

Kariyerinin ilk yıllarında sinemada küçük rollerle izleyici karşısına çıkan Şener Şen’in kaderi, vizyoner yönetmen Ertem Eğilmez ile yollarının kesişmesiyle tamamen değişti. Eğilmez’in yönetmen koltuğunda oturduğu efsanevi “Hababam Sınıfı” (1975) serisinde canlandırdığı kırmızı eşofmanlı, nevi şahsına münhasır beden eğitimi öğretmeni “Badi Ekrem” karakteriyle bir anda tüm Türkiye’nin sevgilisi haline geldi. Bu muazzam çıkışın ardından Kemal Sunal ile Türk sinema tarihinin en büyük ve unutulmaz ikilisini oluşturan Şen; “Tosun Paşa”, “Süt Kardeşler”, “Şabanoğlu Şaban” ve “Davaro” gibi sayısız klasik komedi filminde kurnaz, düzenbaz ama bir o kadar da sevimli karakterlere hayat verdi. “Gülen Gözler” filminde aşkı için uçak düşüren çılgın pilot “Vecihi” tiplemesi de yine bu altın dönemin en ikonik performansları arasında tarihe geçti.

Komedi tiplemelerinden dramatik başyapıtlara uzanan muazzam bir oyunculuk dehası

1980’li yılların ortalarına gelindiğinde sadece komedi rolleriyle yetinmek istemeyen ve oyunculuğundaki çok yönlülüğü kanıtlamak isteyen Şener Şen, dramatik karakterlere yönelerek sinemaseverleri şaşırttı. Bu radikal geçişin ilk sarsıcı örneği, “Namuslu” (1984) filminde canlandırdığı rüşvet yemeyen dürüst mutemet Ali Rıza karakteri oldu. Hemen ardından gelen ve Anadolu’daki ağalık sisteminin sosyolojik çöküşünü trajikomik bir dille beyaz perdeye aktaran “Züğürt Ağa” (1985) filmindeki performansıyla sinema tarihindeki yerini perçinledi. Şen’in kariyerindeki ikinci büyük dönüm noktası ise usta yönetmen Yavuz Turgul ile başlattığı uzun soluklu ve verimli iş birliği oldu. Bu ortaklığın ilk büyük meyvesi olan “Muhsin Bey” (1987), eleştirmenlerden tam not alırken Şen’e Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü getirdi.

ŞENER ŞEN
ŞENER ŞEN

1996 yılına gelindiğinde ise Türk sinema endüstrisinin uzun süren sessizliğini bozan ve kaderini kökten değiştiren “Eşkıya” filmi vizyona girdi. Şener Şen’in Baran karakteriyle devleştiği bu başyapıt, gişe rekorları kırarak Türk sinemasının yeniden canlanışını tek başına sırtladı. Bu verimli ortaklık ilerleyen yıllarda “Gönül Yarası” ve “Yol Ayrımı” gibi ödüllü sinema filmleriyle taçlanırken, usta sanatçı tiyatro sahnelerinde de “Zengin Mutfağı” oyunuyla kapalı gişe oynayarak hayranlarıyla buluşmaya devam etti.>>>ŞAHAN KARTAL

ŞENER ŞEN

ŞENER ŞEN