Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan şiddet olayları, artık görmezden gelinemeyecek bir gerçeği bir kez daha yüzümüze çarptı. Eğitim yuvalarında yaşanan bu vakalar, sadece o şehirlerin değil, tüm Türkiye’nin meselesidir.
Her olaydan sonra olduğu gibi yine aynı tartışma başlıyor:
“Dijital oyunlar çocukları şiddete mi sürüklüyor?”
Bugün gençlerin önemli bir kısmı, zamanının büyük bölümünü ekran başında geçiriyor. Özellikle Grand Theft Auto V ve Call of Duty gibi şiddet temalı oyunlar, bu tartışmaların merkezinde yer alıyor. Silah, çatışma ve kontrol duygusu üzerine kurulu bu dünyaların, genç zihinleri etkilediği açık.
Ama sorunun tamamı bu mu?
Eğer sadece oyunlar etkili olsaydı, milyonlarca oyuncunun olduğu bir ülkede bu tür olayların çok daha yaygın olması gerekirdi. Oysa yaşanan vakalar bize başka bir gerçeği işaret ediyor:
Şiddet, tek bir kaynaktan beslenmiyor.
Urfa ve Maraş’taki olaylara baktığımızda da benzer bir tablo ortaya çıkıyor.
Çocuklar yalnız, öfkeli ve çoğu zaman anlaşılmadıklarını düşünüyor.
Aile içinde iletişim zayıf
Okulda akran zorbalığı göz ardı ediliyor
Rehberlik hizmetleri yetersiz kalıyor
Sosyal medya baskısı giderek artıyor
Bu ortamda dijital oyunlar, çoğu zaman bir “tetikleyici” değil; bir “yansıma” haline geliyor. Yani çocuk zaten içindeki öfkeyi taşıyor, oyun sadece o öfkenin dışa vurum biçimlerinden biri oluyor.
Yerel ölçekte düşündüğümüzde bu tablo daha da kritik. Çünkü Anadolu şehirlerinde aile yapısı güçlü görünse de, çocukların duygusal dünyasına dokunma konusunda ciddi eksikler var. “Bizim çocuk yapmaz” anlayışı, çoğu zaman en büyük yanılgıya dönüşüyor.
Okullarımız ise hâlâ sınav odaklı bir sistemin içinde sıkışmış durumda. Öğrencinin notu konuşuluyor ama ruh hali konuşulmuyor. Oysa bir çocuğun başarısını belirleyen sadece akademik performans değil; duygusal dengesi, sosyal ilişkileri ve kendini ifade edebilme gücüdür.
Bugün Urfa ve Maraş’tan gelen haberler, aslında birer uyarıdır.
Görmek isteyen için çok net bir uyarı…
Evet, dijital oyunlar denetlenmeli.
Evet, aileler daha bilinçli olmalı.
Ama asıl yapılması gereken, çocukları gerçekten anlamaktır.
Çünkü mesele ekran değil.
Mesele, o ekranın başındaki çocuğun iç dünyasıdır.

YORUMLAR