Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

 Osmanlı ordusunun seferlerdeki su ve iaşe organizasyonunun bilinmeyen detayları

Üç kıtaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlar boyu kazandığı zaferlerin arkasında yalnızca askerlerin gözü pekliği değil, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş muazzam bir lojistik dehası yatıyordu. Yüz bini aşkın asker ve on binlerce hayvandan oluşan devasa orduların, çöl sıcağından çetin kış şartlarına uzanan sefer güzergahlarında su ve yiyecek ihtiyacının nasıl karşılandığı, dönemine göre parmak ısırtan bir organizasyonla yönetiliyordu.

Üç kıtaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlar boyu kazandığı zaferlerin arkasında

YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHINDA AYLAR ÖNCESİNDEN KUYULAR AÇILIP BUZLARLA DOLDURULUYORDU

Osmanlı’da sefer kararı Divan-ı Hümayun’da alındıktan sonra, askeri kolların geçeceği koridorlar ve konaklama alanları aylar öncesinden titizlikle planlanırdı. İklim şartları göz önünde bulundurularak, seferin başlamasından yaklaşık altı ay evvel güzergah üzerinde yeni su kuyuları açılır, hatta askerin serinlemesini sağlamak ve su ihtiyacını karşılamak adına bu kuyular korunaklı buzlarla doldurulurdu. Ordunun hareket kabiliyetini kısıtlayan en büyük etkenlerden biri temiz içme suyu bulmak olduğu için, menzilhaneler (konaklama merkezleri) ve ordugâhlar özellikle su kaynaklarının zengin olduğu geniş düzlüklerde kurulurdu.

  

SİNA ÇÖLÜ’NÜ GEÇMEK İÇİN İKİ BİN DEVE VE ÖZEL DERİ KIRBALAR HAZIRLANDI

Ordunun sahradaki su sevkiyatı, lojistik araçların başında gelen develer ve katırlarla sağlanırdı. Örneğin Yavuz Sultan Selim, ordusunu 13 günde Sina Çölü’nden geçirip Mısır’a ulaştırmadan önce çok sıkı bir su hazırlığı yaptırmıştı. Sırf çölü aşabilmek ve dev ordunun susuz kalmasını önlemek amacıyla iki bin adet deve satın alınmış, tonlarca suyu muhafaza edebilmek için dayanıklı deri kırbalar ve lüzumlu malzemeler sefer öncesinde eksiksiz olarak temin edilmişti. Şans eseri çöl geçişi sırasında yağmur yağması da orduya nefes aldırmıştı.

SUSUZLUĞA KARŞI ORDUNUN SİGORTASI: SAKA OCAĞI VE SAKABAŞI YÖNETİMİ

Osmanlı askeri teşkilatında sefer esnasında su hizmetlerini yürütmekle görevli, doğrudan bu işe adanmış özel bir askeri sınıf bulunuyordu. Kapıkulu ocaklarının yardımcı hizmet grubunda yer alan bu birime “Saka Ocağı” denirdi. Yeniçeri çorbacılarından olan ve “sakabaşı” adı verilen üst düzey bir subayın gözetiminde çalışan sakalar, ordunun can damarıydı. Kapıkulu ocaklarını oluşturan her bir ortanın (taburun) erlerine, temiz su sağlamak, yemek pişirme alanlarına ve atlara su taşımak üzere belirli sayıda saka eri görevlendirilirdi. Sakalar, at sırtındaki deri kırbalarla savaş meydanında ve yürüyüş yollarında disiplini bozmadan su dağıtımını kesintisiz sürdürürdü.

HİJYEN İÇİN ÖZEL HAMAM VE HELA ÇADIRLARI KURULUYORDU

Osmanlı ordusunun disiplini ve temizliği, dönemin Avrupalı ordularıyla tam bir tezat oluşturacak kadar ileri düzeydeydi. Sefer sırasında salgın hastalıkların önüne geçmek amacıyla askerlerin temiz kalmasına büyük önem verilirdi. Bu amaçla ordugâhlarda sadece mutfak ve mescid çadırları değil, su ikmal zincirine bağlı olarak çalışan özel hela ve hamam çadırları da kurulurdu. Askerlerin buralarda düzenli olarak yıkanması ve tıraş olması sağlanarak ordunun fiziki gücü ve morali en üst seviyede tutulurdu. >>>HABER MERKEZİ